Uluslararası bir toplantıda, milyon dolarlık bir anlaşma masada. Farklı dilleri konuşan yöneticiler birbirini anlamaya çalışırken arada tek bir kişi var: sözlü çevirmen. O, iki dil arasında köprü kurarken aynı zamanda odadaki tüm sırların da sessiz tanığıdır. Bu nedenle sözlü çevirmenlik mesleğinde gizlilik ve etik davranışlar büyük önem taşır. Çevirmenler, doktorların hastalarıyla veya avukatların müvekkilleriyle kurduğu mahremiyet ilişkisine benzer bir güven bağı inşa etmek zorundadır. Aksi takdirde ne iletişim sağlıklı kurulabilir ne de profesyonel itibar korunabilir. Aşağıda, sözlü çeviride gizlilik yükümlülüğü, etik sorumluluklar ve bu prensiplerin günlük pratikte nasıl uygulandığı ele almaya çalıştık. Gerçek hayattan örneklerle, bir çevirmenin omuzlarındaki sorumluluğun büyüklüğünü ve bu sorumluluğu nasıl taşıdığını göreceğiz.
Sözlü çevirmenin en önemli yükümlülüklerinden biri gizliliktir. Çevirmen, işinin doğası gereği şirketlerin ticari sırlarından kişisel sağlık bilgilerine, devlet sırlarından yatırım planlarına kadar son derece hassas bilgilere vakıf olabilir. Bu bilgileri korumak ve sır olarak tutmak, mesleğin yazısız kuralıdır. Tıpkı bir doktorun hastasının özel bilgilerini ya da bir avukatın müvekkilinin sırlarını saklaması gibi, çevirmen de duyduğu her sözü kendi içinde tutmalıdır. Hatta çoğu zaman toplantı biter bitmez, sanki hiçbir şey duymamış gibi davranması beklenir. Olması gereken yaklaşım oldukça nettir: Tercüman, toplantı sırasında duyduğu her şeyi toplantı bittiği anda zihninden silmeli, sanki hiç duymamış gibi davranmalıdır. Eğer not aldıysa, bu notları da vakit kaybetmeden yok etmelidir. Çünkü bir çevirmenin görevi, yalnızca iletişimi sağlamakla sınırlıdır; toplantı bittikten sonra aktardığı hiçbir bilginin izi üzerimde kalmamalıdır. Gizlilik yükümlülüğü sadece etik değil, aynı zamanda profesyonel bir zorunluluktur. Örneğin, bir girişim şirketinin yatırımcılarla yaptığı kapalı kapılar ardındaki toplantıyı ele alalım. Bu toplantıda şirketin finansal durumu, yeni ürününe dair Ar-Ge sırları veya gelecekteki stratejileri konuşuluyor olsun. Çevirmen, belki de şirketin geleceğini etkileyecek bu kritik bilgilerin tümünü duyacaktır. Toplantı bittiğinde, kulaklarında henüz çınlayan bu bilgileri kimseyle paylaşmamak zorundadır. Eşiyle dostuyla hatta meslektaşlarıyla bile… Bir anlık dalgınlıkla ağzından kaçacak bir detay, hem şirkete büyük zarar verebilir hem de çevirmenin kariyerini zedeleyebilir. Profesyonel çevirmenler genellikle gizlilik konusunda yazılı sözleşmeler (Gizlilik Sözleşmeleri veya NDA adı verilen anlaşmalar) imzalarlar. Ancak, sözleşme olmasa bile çevirmenin şeref sözü gibidir gizlilik: Mesleki itibarını korumak isteyen hiçbir çevirmen, güvenilirliğini riske atacak bir ifşada bulunmaz. Zaten kariyerinde bir kez güveni sarsılan bir çevirmenin bir daha iş bulması neredeyse imkânsızdır. Gizlilik ilkesine sadakat, bu meslekte sürdürülebilir başarının anahtarıdır.
Bir çevirmen sadece tercüme yapmaz; aynı zamanda tarafsız bir iletişim kanalı olarak görev yapar. Etik sorumlulukların başında, tüm taraflara eşit mesafede durmak ve güven veren bir tutum sergilemek gelir. Müşteriler, deneyimli bir çevirmenden şunu bekler: Konuşulanları eksiksiz, doğru tonlamayla ve hiçbir kişisel yorum katmadan aktarması. Bu, güven inşa etmenin temelidir. Çevirmen, ne kendi duygularını ne de kişisel görüşlerini çevirdiği mesaja yansıtmamalıdır. Kişisel olarak katılmadığı bir fikir duyabilir veya duygusal olarak sarsıcı bir açıklamaya tanık olabilir; yine de sesinin tonu ve seçtiği kelimeler, sadece konuşmacının niyetini yansıtmalı, kendi duygularını ele vermemelidir. Beden dili ve yüz ifadeleri, sözlü çeviride tarafsızlığın gizli kahramanlarıdır. En ufak bir mimik bile bazen büyük mesajlar verebilir. Örneğin, üst düzey bir uluslararası toplantıda bir çevirmenin yüzündeki hafif bir tebessüm veya gözlerini devirmesi, kameralara yakalandığında kamuoyunda gündem olabilir. Nitekim geçmişte bazı önemli zirvelerde çevirmenlerin jest ve mimikleri mercek altına alınmış, bu ipuçlarından yola çıkılarak konuşulanlar hakkında çıkarımlar yapılmıştır. Bu tür durumlar, çevirmenin ifadesini kontrol altında tutmasının ne kadar kritik olduğunu gösterir. Profesyonel bir çevirmen, karşı taraf ne derse onu aynı şekilde aktarır; şaşkınlık verici bir bilgi duysa bile yüzünde nötr bir ifadeyle görevine devam eder. Tarafsızlığın zedelenmesi, sadece çevirmenin kendi güvenilirliğini değil, iletilen mesajın da güvenilirliğini sarsar. Tarafsız kalmak, bazen çevirmenin iç dünyasında fırtınalar kopsa bile dışarıya dingin bir yüz gösterebilmesidir. Örneğin, bir şirketler arası pazarlıkta bir tarafın beklenmedik bir teklifi karşısında çevirmen şaşırabilir; ancak bu şaşkınlığı ne ses tonuna ne de yüz ifadesine yansıtmalıdır. Aynı şekilde, bir anlaşmazlık anında taraflardan biri öfkeyle çıkışırken çevirmen sakin kalmalı ve öfkenin içeriğini doğru aktarırken, kendisi sanki duygudan arınmış bir aracı gibi davranmalıdır. Bu tutum, hem her iki tarafa güven verir hem de iletişimin sağlıklı sürmesini sağlar.
Teorik olarak gizlilik ve tarafsızlık ne kadar önemliyse, pratikte bunları hayata geçirmek de bir o kadar zordur. Çevirmenler bazen ardışık günlerde farklı şirketler veya kurumlar için çalışırlar ve her birinde duydukları bambaşka gizli bilgiler olabilir. Bu noktada zihinsel disiplin ve alışkanlıklar devreye girer. Gerçek hayattan bir örnek düşünelim: Serbest çalışan deneyimli bir çevirmen, aynı hafta içerisinde aynı sektörde faaliyet gösteren iki rakip firmanın toplantılarına katılsın. İlk toplantıda A firmasının yeni ürün lansman stratejisini dinlediğini varsayalım. Ertesi gün B firması yetkilileriyle benzer konuların konuşulduğu bir toplantıda yine bizim çevirmen yer alıyor. İşte bu durumda çevirmenin en büyük sınavı başlar: Firmaların sırlarını karıştırmamak ve her birini ait olduğu yerde bırakmak. Bir önceki gün öğrendiği bir detayı yanlışlıkla diğer tarafa ait görüşmede dile getirmek bir felaket olurdu. Bunu önlemenin yolu, her toplantıyı ayrı bir kutuda tutup, bittikten sonra o kutuyu zihinsel olarak kapatmaktır. Nitekim pek çok çevirmen, hafızalarını kısa süreli kullanma konusunda ustalaşır. Bir nevi balık hafızası gibi, gerekli bilgiyi kısa süre akılda tutup iş bitince serbest bırakırlar. Pratikte, çevirmenlerin gizlilik ve profesyonelliği sağlamak için benimsediği bazı uygulamalar vardır:
Toplantı notlarının imhası: Çoğu sözlü çevirmen, ardıl çeviri yaparken önemli noktaları kaçırmamak için not tutar. Ancak bu notlar toplantı biter bitmez ya toplantıyı düzenleyen yetkiliye teslim edilir ya da hemen yok edilir. Böylece hassas bilgiler kağıt üzerinde kalıp başkalarının eline geçmez. Bu alandaki etik beklenti açıktır: Tercümanlar, başkalarının eline geçmesi sakıncalı olabilecek belgeleri geride bırakmamalı; ya işverene teslim etmeli ya da güvenli bir şekilde imha etmelidir. Bu, mesleki gizliliğin ve güvenin temel bir gereğidir. Her müşteri için ayrı defter: Birden fazla firmaya ardışık hizmet veren çevirmenler, karışıklığı önlemek adına her müşterinin toplantısı için ayrı bir not defteri veya bölümü kullanırlar. Böylece A firmasının teknik terimleri ile B firmasının rakamları birbirine girmez. Toplantı bittiğinde ilgili sayfalar güvenle imha edilerek diğer işe “temiz bir sayfa” açılır.
Hafızayı sıfırlama ritüeli: Tecrübeli çevirmenler, iş bittikten sonra zihinlerini rahatlatacak küçük ritüeller geliştirebilir. Kimi çevirmen derin bir nefes alıp kısa bir yürüyüş yapar, kimi birkaç dakikalığına konudan tamamen uzaklaşır. Amaç, biraz önce beyninde dolaşan bilgileri kalıcı hafızaya atmadan serbest bırakmaktır. Bu sayede bir sonraki toplantıya nötr bir zihinle girerler.
Gizlilik taahhüdü ve sözleşmeler: Profesyonel ortamda genellikle çevirmen ile müşteri arasında gizlilik taahhüdü imzalanır. Bir çevirmen için bu taahhüt, yasal bir zorunluluk olmanın ötesinde, mesleki onurun bir parçasıdır. Sözleşmede yazmasa bile, her çevirmen kendi itibarını korumak adına duyduklarını kimseye söylememeyi zaten içselleştirmiştir.
Yukarıdaki pratik adımlar, bir çevirmenin gündelik hayatında adeta ikinci doğa haline gelir. Örneğin, bir yatırım toplantısında çevirmen, hem şirketin değerleme rakamlarını not alıp anlık çeviri yapacak, hem de toplantı biter bitmez bu notları imha edip rakamları hafızasından silecektir. Ertesi gün başka bir müşterinin toplantısına girdiğinde, önceki günün detayları yerine sadece kendi deneyimi ve dil becerisi onunla gelecektir. Bu şekilde, çalıştığı her farklı kurumun bilgisi güvence altında kalır.
Sözlü çevirmenlerin işindeki başarı, sadece dil becerilerine değil, aynı zamanda etik ilkelerine bağlılıklarına dayanır. Gizlilik, tarafsızlık ve profesyonel davranışlar bir çevirmenin görünmez zırhıdır. Bir çevirmen için güven, yıllar içinde dikkatlice inşa edilen ve saniyeler içinde yıkılabilecek bir değerdir. Müşteriler, çevirmenin odadaki “güvenilir kişi” olduğunu bilerek rahatça konuşabilmelidir. Sözlü çeviride gizlilik yükümlülüğü, avukat-müvekkil ya da doktor-hasta mahremiyeti kadar katıdır ve bu bilinçle hareket eden çevirmenler meslek hayatlarında saygınlık kazanırlar. Etik sorumluluklarını unutmadan, her durumda tarafsız kalmayı başarabilen çevirmen, adeta görünmez olup sadece iletişimin ruhunu karşı tarafa aktarır. Profesyonel davranışlar ve pratik önlemler sayesinde de sırlar güvenle korunur, diller arası köprü sağlam tutulur. En nihayetinde, çevirmenler farklı dilleri ve kültürleri buluştururken, güvenilirlikleriyle de gönülleri birleştirirler. Dilin ötesinde, güven dilini konuşurlar. Bu güven olduğu sürece, sözlü çevirmenler uluslararası iş dünyasının ve iletişimin isimsiz kahramanları olarak görevlerini en iyi şekilde yapmaya devam edecektir.
Okuma Tavsiyeleri:
AIIC – Uluslararası Konferans Tercümanları Derneği (International Association of Conference Interpreters):
AIIC Professional Ethics and Code of Practice
Uluslararası Çevirmenler Federasyonu (Fédération Internationale des Traducteurs):
FIT Translator’s Charter